THERE_WILL_BE_AN_ANSWER, LET_IT_BE…
Avukatlık ücretleri ile estetik operasyon ücretleri kıyaslamasına dair iki ayrı paylaşım görünce, pek de akademik olmayan bir dille, kısa cevaplar şeklinde yazıp en azından içimi dökmek istedim. Esasen elmayla armutu kıyaslamak söz konusu ama, yine konuyu açmışlar iki ayrı paylaşımla.
Aşağıdaki sözlerimin hiçbiri Türkiye’de kolay kolay hakettiği refahı bulamayan -bunların bir kısmı da kıymetli müvekkillerim olan (ve bir kısmı da hakettiği refahı bulan -ve bunların bir kısmı da kıymetli müvekkillerim olan- ve beni ne kadar da çok kazandıkları kısmı hiç ilgilendirmeyen) estetik hekimler de dahil herhangi bir branşta canla başla çalışan doktorlara yönelik değildir.
Hiçbir müvekkilimiz de üzerine alınmasın lütfen, aşağıda anlatacağım gibi zaman içinde müvekkil bilincine sahip, yaptığımız işin değerini bilen insanları eleğin üstünde tutmayı ve onlarla çalışmayı başardık çünkü. Zaten o nedenle vekalet ücreti taleplerimiz “çok yüksek” !!!
Tüm yazı boyunca kastım estetik hekimlerin birim ücret teklifini (sınırlı verilerle) yerinde bulup bizim birim ücret teklifimizi (yine sınırlı verilerle) fazla bulan yaklaşımlara bir cevap yazarak içimi rahatlatmaktır, tamamen kişisel bir mevzudur, başka da hiçbir niyetim yoktur.
*Estetik hekime (sadece güzellik amaçlı operasyonlarda) verdiğiniz para ile mutluluğunuzun bir kısmını paylaşırsınız. İstediğiniz bir şey olmuştur, güzeldir, başından sonuna (hasta için bazen acılı da olsa) istenilen, heveslenilen bir şeydir. “Allah hastaneye düşürmesin” denir ya (objektif unsur), sırf güzellik amaçlı estetik operasyonları bu kapsamın dışındadır, bu nedenle zorunuza gitmez (subjektif unsur).
Avukat ise sizin verdiğiniz para karşılığında size dert ortağı olur, avukatla dertlerinizi paylaşırsınız. Tıpkı bir psikolog gibi (psikolog ücretleri de az değildir ha). “Allah mahkemeye düşürmesin” denir ya (subjektif unsur), tüm mahkemeler bu kapsamdadır (objektif unsur). Davacı siz olsanız ve sonuçta alacağınız haklı ve büyük bir para bile olsa, o parayı normal yollardan ve zamanında almak varken mahkemelerde yıllarca uğraştıktan sonra almak tabi ki istenilecek bir durum değildir (Bir üstadımızın “bunca yıl avukatlık yaptım, bütün uyuşmazlıklar birbirlerine güvenen insanlar arasındaydı” sözü bu manada kulaklara küpedir. Güvenir, yanılır, sonra avukatın kapısını HALİHAZIRDA DERTLİ OLARAK çalarsınız. Bir nevi psiko-terapidir istenilen aslında). “Avukat” kelimesinin epistemolojik kökeni de “ad vocatus” ya da “ad vocate”den gelir, dilbilimciler “yardıma çağrılınca gelen” olarak çevirirler bu Latince kelimeyi. (Ben de kendimce bu sözle biraz oynayarak bu söze bir nazirede bulunayım: Bunca yıl avukatlık yaptım, bir tane bile “ben haksızım” diyen ne davacı ne davalı görmedim. “Suçluyum, ben yaptım” diyeni gördüm ama, o da aslında işlediği suçun arkasında durma kastı ile, yine “aslında ben bunu yapmakta haklıydım” tınısı ile söylendi çoğu kez.)
*Estetik hekim muayenesini yapar, 20 dakikasını ayırır, çıkarken muayene ücretini mutlaka ödersiniz (ki doğrusu budur, ödenmelidir, muayene ücretleri halihazırda düşüktür bile).
Ama avukat saatlerce dert dinler, yol gösterir, vekaleti alana kadar (bazen aldıktan sonra da) çoğunlukla danışma parası sorulmaz da, ödenmez de.
*Estetik hekim işini iyi yaparsa ameliyat biter, ara sıra muayeneye gidersiniz 2 3 ay süreyle.
Avukat işinin en iyisini yapsa da yerel mahkeme, istinaf, temyiz, en kolay davada 3 4 yıl uğraşır, yazar, çizer, bilgi verir.
*Hiçbir eski sevgili, koca, sapık sırf estetik ameliyatınızı yaparım dediği ve bu konuda gerekenleri yaptığı için gidip estetik hekiminize saldırmaz.
Hiçbir doktor hastanın davalısının, borçlusunun, psikopat kimyasal bağımlısı eski kocasının evine hacze ya da çocuk teslimine gitmez, haliyle bıçaklanmaz, öldürülmez.
Türkiye’de her yıl en az 2 3 avukat haciz mahallinde öldürülür. Bu nedenle avukatlar başkaca hiçbir şart aranmaksızın taşıma silah ruhsatı alabilirler, çünkü hep bu riskin altında yaşarlar.
*Doktor sadece uzmanı olduğu alanda tıp bilgisine sahip olsa yeter.
Avukat psikoloji bilmelidir, sosyoloji bilmelidir, muhasebe bilmelidir, vergi bilmelidir, trafik kanunlarını bilmelidir, aracınızın HDLP dijital konvertör arabirim uç sigortasının sizin hatanızla mı yoksa üretim hatası sonucu mu bozulduğunu bilmelidir, inşaat birim fiyatlarını bilmelidir, kadastro ölçümü bilmelidir, pafta okuyabilmelidir, bilgisayar kodu okuyabilmelidir, yöresel ve ticari örf ve adetleri bilmelidir, kısmen Osmanlıca bilmelidir, siber güvenlik bilmelidir, aktüerya hesabı yapabilmelidir, fazla mesai ve kıdem tazminatı hesaplayabilmelidir, hatta evet, evet TIP da (bilhassa estetik cerrahi komplikasyonlarını ve konsültasyonlarını) bilmelidir.
*Estetik hekimini hastanın bütün yakınları (bazen dayısının oğlunun kızının ev arkadaşı da dahil) arayıp davayla ilgili zaten müvekkile bilgi verilmiş konuları tekrar tekrar sormaz. Estetik hekimi operasyonu yapar, hasta beğenmezse tartışılabilir ama başka kimseye beğendirmek zorunda değildir.
Avukat herkese cevap yetiştirir, aynı sorulara cevap verir. Avukat işini ve görüşünü yerel mahkeme hakimlerine, istinaf hakimlerine, Yargıtay hakimlerine, icra müdürlerine, cezaevi savcılarına, ifade alan polislere beğendirmeli, haklı olduğuna ikna etmelidir. Bunlar hiç olmazsa mesleğin gerekleridir, kabul edilebilir. Ama avukat ayrıca işini ve görüşünü daha önce başından benzer bir olay geçtiği için konuya müdahil olan (“ya bizim avukat bir dilekçe yazmıştı, aynı dava 3 günde düşmüştü” diyen) apartman yöneticisi emekli komşunuza (çünkü o olayda zamanaşımı süresi geçmiştir, sizinkinde geçmemiştir ama bunun için esas numarasını alıp adliyede o kişinin dava dosyasını uzun uzun incelemek gerekir çünkü aslında kendi dosyasından bihaberdir!!!), hukuk fakültesi 3. sınıfta okuduğu için danıştığınız yeğeninize, (“benim kazada avukat 10 günde parayı aldı seninki niye 4 sene sürdü ki” diyen) daha önce trafik kazası geçirmiş kahvedeki okey arkadaşınıza (çünkü onun 45.000 TL talep ettiği arabuluculuk görüşmesinde sigorta şirketinin 32.750 TL ödeme teklifine arada çok fark olmadığı için razı olunmuştur, biz 360.000 TL talep ettiğimiz arabuluculuk görüşmesinde sigorta şirketinin 180.000 TL ödeme teklifini arada çok fark olduğu için reddedip dava açma yoluna gitmişizdir, okey arkadaşınızın olayında dava açılmadığı için vereceği bir esas numarası ve incelenecek bir dosya veya ‘VATSAB’dan göndereceği bir gerekçeli karar da yoktur, e-Devlet’te de görünmez, o nedenle süreç tersine işler: Bu kez okey arkadaşınız kendi avukatı olan meslektaşımızı (belki de 157. kez) arar ve “bir okey arkadaşının başına aynı olayın geldiğini” ve “nasıl olup da kendi ABUKATININ derhal parayı aldığını, bu okey arkadaşının ABUKATININ dört yıldır alamadığını” anlatır, o meslektaş ne kadar istemese de ona sizin dosyanızın esas numarası verilir, “Ya ABUKAT hanım / bey, bu kadar sürer mi bi dava ya, sen bi adliyeye gittiğinde iki dakika (!!!) şu dosyaya bak da bize bi yol göster hele, bence bu adamın ABUKATI parayı aldı yedi buna söylemiyor” gibi uzman görüşleri ile mütalaa da verilerek zavallı meslektaş zaman harcamaya memur ve mecbur edilir) ve daha nicelerine de beğendirmek zorundadır (Söz konusu “iki dakika” incelenecek dosya, 3 bilirkişi, 1 heyet, 2 Adli Tıp Kurumu raporu içermektedir, 12 duruşma, 2 keşif, 4 yeminli tanık, 2 talimat, (2 yetkisizlik 1 iddianame içeren) 3 CBS dosyası, 1 arabulucu, 1 Asliye Ceza Mahkemesi evrakı içermektedir. Kalemdeki memur ilk gerekçeli kararı vefat eden davalı (sigortayla birlikte karşı taraf olan) araç sahibinin biri vefat eden 3 çocuğundan birinin 2 çocuğuna ve vefat eden eşinin üvey oğluna tebligata çıkarmadı diye (tebligat sonucu aslında dosyadaki veraset ilamı alındıktan sonraki bir günde ve süresi içinde mirası reddettikleri ortaya çıkmıştır) BAM’dan 1 yıl sonra usulü eksiklik nedeniyle dönmüş, tebligat tamamlanıp 2 ay sonra yine BAM’a gitmiş ve bu sefer de “iki daire arasında uyuşmazlık var olduğu için müvekkilin Adli Tıp Üst Kurulu’na sevki” taleplerimizi yerel mahkeme bütün ısrarlarımıza rağmen reddettiği için eksik inceleme nedeniyle geri gönderilmiştir ve 1.800 sayfadır).
*Estetik hekime bir ameliyat oldunuz diye türlü türlü talepleri olan yakınlarınız için arayıp “hocam halamın kızının ev arkadaşının kardeşinin bir ufak botoks işi var, durumu da yok, ücretsiz yapar mısınız, topu topu 7 dakika sürer” demezsiniz, diyemezsiniz.
Arada oluşan hukuka ve çok sık iletişime istinaden avukat sık sık (en fazla 4 – 5 saat (!!!) sürecek) dilekçelerinizi, icra itirazlarınızı, ihtarnamelerinizi, anlaşmalı boşanma protokollerinizi yazar, ücret de talep etmez. Ama bunun da en azından toplam maliyete eklenmiş bir kalem olduğunu kabul etmeniz gerekir. Avukatın en önemli gideri “zaman”, en önemli hammaddesi “bilgi”, fabrikası ve ekipmanı ise “klavyesi”dir çünkü.
*Estetik operasyon bir süre ertelenebilir, maddi durum müsait olunca yapılabilir (küçümsediğim sanılmasın, kimisi için 10 yıldır hayalini kurduğu arabayı alabilmek hayatının en önemli ereğidir, kimisi için Nou Camp’da bir maç izleyebilmek, kimisi için her akşam avukatlık ofisinden çıkınca arkadaşları ile batak oynayabilmek. Kimsenin haddi değildir insanların tercih ve önem sıralamasını eleştirmek. Ama reel gerçeklik olarak mecbur kalınınca da ertelenebilir bir istektir sırf güzellik amaçlı estetik operasyon).
Oysa avukat varolan bir soruna o an müdahale etmesi gerektiği için lazımdır, biraz daha (bu manada) acil ve kıymetlidir.
*Hiçbir doktor sabah 9’da yapılacağı bildirilmiş olan heyet toplantısı ya da ameliyat için orada tam saatinde hazır olup da akşam 5’e kadar beklemez.
Avukat bir duruşmaya 2 saat geç başlanınca “iyi oldu, bugün çok beklemedik” der.
*Estetik hekim (sırf güzellik amaçlı operasyonlar için) o gün yoğunsa, hastaysa, cenazesi varsa hastasına “sizin operasyonu (pansumanı, kontrölü, tahlili) yarın yapsak olur mu?” diyebilir.
Avukat yoğun bakıma yatırılsa bile bunu diyemez çünkü her iş sürelidir, 7 gün, 2 hafta, derhal vb. Süre kaçırdığı için meslekten atılan avukatlar mevcuttur (ve bu kararlar haklıdır, bu işi yapıyorsa kaçırmamalıdır). Duruşmaya katılması gerekir, aynı gün 12 duruşması olup birine mazeret koysa ve hakim reddetse dava düşer, mutlaka yerine girecek bir meslektaşını bulması ve ona da (kimi dosyalarda defalarca) ödeme yapması gerekir.
*Doktor ameliyat gününü, randevusunu, yerini kendi tayin eder.
Avukat hakimin verdiği gün ve saatleri bağlıdır. Büyükçekmece Adliyesi’ne de gitmesi gerekebilir, Kartal Adliyesi’ne de, bazen aynı gün her ikisine de. Bu plânâ uymak zorundadır. Bazen kendi dosyasında ya da kendinden önceki dosyalarda 36 sanık ya da 12 tanık dinlenmesi gerekebilir, tüm zamanını mahkeme kapısında bekleyerek harcar.
*Doktor hizmetini genelde sabit lokasyonlarda bulunarak verir. Muayenehane, hastane, ameliyathane gibi.
Avukat sürekli hareket halindedir. Şu sıralar altından bile kıymetli hale gelen “akaryakıt” harcar, taksi ve ulaşım öder.
*Bir estetik hekimini (sadece güzellik amacıyla yapılan estetik müdahaleler konusunda) gecenin sıfırüçotuzbeşinde kimse aramaz, rahatlıkla telefonunu kapatıp yatabilir.
Avukatın böyle bir şansı yoktur. Aniden tutuklanan birisi arayabilir ya da müvekkiliniz lehine uzaklaştırma kararı aldığınız biri o karara rağmen müvekkilin kapısına dayanabilir diye telefonunu sürekli açık tutar, bu arada “Ya avukat hanım / bey, bizim su faturasına itirazımız ne oldu?” diye o an aklına gelip icra takibinin son halini sormak için sabah olmasını bekleyemeyen (hemen hemen her müvekkil için kendi dosyası dünyanın en önemli dosyasıdır çünkü) müvekkile de cevap verir.
*Estetik hekim ameliyat parası ve giderlerini peşin alır. Belli bir rakamdır, isterse indirim yapabilir. Taksit yapmaz (yaparsa da kredi kartına yapar) ama yapsa ve parasını alamasa bile en azından kendi hastasından alamamış olur.
Bir avukatın ise mesleğinin ilk yılları büyük ölçüde müvekkilinden ve karşı taraftan para alamamakla, son yılına kadar her yıl ise en az 1-2 dosyası da tam da sona gelmişken, tam da kazanmışken karşı taraf ile anlaşarak avukatı azleden müvekkiller yüzünden karşı taraftan alacağı anasının ak sütü gibi helal vekalet ücretini alamamakla, bir de bunları dava etmekle geçer. Bu da bir maliyettir, avukatlık ücreti talep ederken hesaba katılmalıdır.
*Estetik hekim Türkiye’de (az ya da çok) hizmetinin karşılığını belirler ve alır. Operasyon konusu dışında ekstra bir uygulama ya da müdahale gerekirse tekrar ücret teklifini alır, kabul ederseniz yaptırırsınız.
Avrupa’da avukat dökümanı kelime kelime saydırıp yazdığı kelime başına, harcadığı saat ve dakika başına, yaptığı kilometre başına, yüzyüze ya da telefonda görüştüğü dakika başına ücret alır (çok yüksek rakamlardır).
Türkiye’de ise avukat bir kalemde bütün bir dosya için (ve o dosyadan doğacak diğer dosyalar için -ki bazen bir dosyadan 47 değişik dosya doğduğu vakidir-) bir rakam belirlemek zorundadır. Belki 1 yıl belki 11 yıl sürecek, belki 2 belki 12 dosyaya dönüşecek, belki 14 belki 114 duruşma yapılacak bir dava için baştan tüm bunları hesap ederek bir ücret talep etmek zorundadır.
*Estetik hekime saatlerce danışıp “yaşasın, ne yapılması gerektiğini (mesela “Fransız askısı”) söyledi, şimdi gidip daha ucuza yapan bir estetik hekimi bulayım” demezsiniz. “Evet daha ucuza yapanlar var ama bu doktorun işlem fiyatları hep yüksek ve buna rağmen dolu, demek ki buna yaptırmak daha mantıklı” dersiniz.
Ama avukatların kaderi vekalet ücretinin cüz’i bir kısmını veren insanların dava kazanılacak gibi olduğunda (ya da saatlerce danışıp bütün bilgi birikimini sömürdükten sonra) ya daha ucuza (hatta mümkünse bedava) hizmet veren (dayısının oğlunun yanında staj yaptığı avukatın yanında çalışan) avukata gitmek, ya da bazen “ne gerek var avukata, HeeMeeeKa kaçtı o madde ya, anladım işte, ben yazarım” denmesidir.
Ama tüm bunlar bir tarafa, o tekliflerdeki estetik fiyatlarından daha ucuz rakamlara avukat bulmanız da mümkündür, o tekliflerdeki rakamların 10 katına estetisyen bulmanız da mümkündür. Avukatın (veya doktorun) meslekteki deneyimi, dava konusunda (veya o estetik operasyon konusunda) uzmanlığı, ekibi ve iş arkadaşları, sekreteryası, Türkçe konuşma ve yazmaya hakimiyeti (doktor için de önemlidir, yabana atılmamalıdır), işini ne kadar sevdiği, meslek ahlâk ve ilkelerine ne kadar bağlı olduğu, müvekkili (veya hastasını) ne derece anlaşılabilir biçimde bilgilendirdiği, ne kadar ulaşılabilir olduğu, ne kadar davası / dilekçesi (veya doktorun ne kadar ameliyatı / yayını) olduğu, ne kadar meşgul olduğu gibi daha onlarca kriter her iki meslek mensubunun talep edeceği rakamı belirler.
Bu nedenle bu benzetme “implant fiyatı sordum, bir araba parası istediler” benzetmesi gibi implant kalitesi ve sayısına ve araba markası ve modeline göre değişen subjektif bir yargıdır. 100 bin TL’nin üstünde bir fiyata komple implant maliyeti (ve altında bir fiyata bir araba) mümkün olduğu gibi, 1 milyon TL’nin üstünde bir fiyata bir araba (ve altında bir fiyata implant maliyeti de) mümkündür. Örnek alınacak bir estetik ameliyat fiyatlandırmasının tam 20 katını isteyecek doktorlar da mevcuttur, örnek alınacak bir vekalet ücreti talebinin 1/10’unu isteyecek avukatlar da.
Picasso’nun 2 dakikada bir kâğıda çiziktirdiği karalama için 100.000 dolar istemesi gibidir bazen de doğru değerlendirme. “2 dakika için 100.000 dolar mı?” sorusuna cevabı herkes tarafından bilinir: “Hayır, 60 yıl artı 2 dakika” (ve Picasso’nun edindiği itibar). Malum, estetik kelime manasıyla “sanatsal yaratıcılığın, sanatta ve yaşamda güzel ve güzellik denen kavramın bilimi, güzeli araştıran bilim dalı”dır (TDK). Ahlâk estetiği, mimari estetik, tıbbi estetik vb. onlarca estetik mevcut, tıpkı (bir doktorun olmazsa olmazı) “empati zekası” yanında bir avukatın olmazsa olmazı “retorik zekası, diyalektik zekâsı, duygusal zekâsı” hülasa “hukuk estetiği” de var olduğu gibi.
Son olarak: Hiçbir zaman bir estetik hekime “benim avukat iş ve işlemleri yanlış yaptı, onun hatası yüzünden dava kaybettim, bu konuyla ilgilenir misin” diye gitmezsiniz. Eğer haksız şekilde meslektaşlar hakkında böylesi şikayetlerde bulunanlardan oluşan yüzde 99.99999999’lık kısımda değil de, yüzde 0.00000001’lik (haklı olarak avukatından yakınan) kısımda iseniz, bu konuda size yardımcı olacak olan yine bir başka avukattır.
Fakat avukatların kapısı bazen “benim estetik hekim hatalı operasyon sonucu vücudumda geri döndürülemez hasarlar açtı, maddi ve manevi çok büyük zararlarım var” diyen kişilerce çalınmaktadır, ve bir kısım meslektaşlarımız bu konuda uzmanlaşmıştır.
Yani “avukat estetik hekim”ler mevcut mudur bilmem ama,
“estetik hekimi avukat”lar mevcuttur.
(Bu yazı kaynak ve link belirtilmek kaydıyla kopyalanabilir, paylaşılabilir)